Bir gün trafikte, direksiyon başında hızla bir yerlere yetişmeye çalışırken yolun kenarında sakince eşeğinin üzerinde ilerleyen bir amca görmüştüm. İçimde yaşadığım sıkışmışlık ve acele etme hissinin aksine, amca, sanki evrenin tüm zamanına sahipmişçesine dingin bir akışta ilerliyordu. O kareyi görünce, sakinliğe ve hiçbir yere yetişmeme hâline ne kadar ihtiyaç duyduğumu derinden hissettim.
Modern zaman insanı olarak en büyük yorgunluklarımızdan biri, durmayı bir suç ve boşa giden bir zaman dilimi olarak görmemizdir. Sonu gelmeyen yapılacaklar listeleri, bir yerlere yetişme telaşı ve zihnimizi hiç durmadan dolduran dijital gürültüyle meşgulüz. Tüm bunların ardında,bir şeyler üretmiyorsak bir şeyleri kaçırdığımıza dair sessiz ama baskın bir inanç yatıyor. Çocukluktan itibaren çoğunlukla ürettiğimizde, başarılı olduğumuzda ya da uslu durduğumuzda takdir edilmeye alışıyoruz. Büyüdükçe de bu durum toplumsal bir beklentiyle birleşerek "Üretiyorsam ve yoğunsam değerliyim" algısına dönüşebiliyor. Böylece fark etmeden değerli olma arzumuz, var olma ihtiyacımızın önüne geçiyor; bir bankta oturup sadece kuşları dinlemeyi bile "boş vakit" sayabiliyoruz. Bir yandan da modern çağın sürekli yeni deneyimleri pompalamasının iç dünyamızı sıkıştırdığını düşünüyorum.
İtalyanların dünyaya hediye ettiği o tatlı kavram, Dolce Far Niente, tam da bu noktada bize bir kapı aralıyor: Hiçbir şey yapmamanın o tatlı hafifliği...
Dolce Far Niente’yi bir tembellik ya da sorumluluklardan kaçış olarak görmek haksızlık olur. Bu, farkındalıkla atılan bir geri çekilme ve durabilme adımıdır. Gökyüzündeki bir bulutun süzülüşünü izleyebilmek, bir fincan kahvenin dumanını seyretmek, güneşin yüzünüze vurmasını fark etmek ya da bir bankta oturup sadece gelip geçenleri izlemek... Tüm bunları yaparken içimizden yükselen o "Daha yapacak çok işin var" sesini bir süreliğine nezaketle susturabilmektir.
Psikolojik açıdan baktığımızda, zihnimizin bir şeye dikkatini verdiği anlar kadar, dışarıdan "hiçbir şey yapılmıyormuş" gibi görünen zaman dilimlerine de ihtiyacı var. Nörobilim çalışmalarında öne çıkan Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network - DMN), insanın boşta kaldığı, dış dünyadaki belirli bir göreve odaklanmadığı, hayal kurduğu veya kendi iç dünyasına yöneldiği anlarda belirgin hâle gelir. Araştırmalar, zihnin bu tür duraklama ve serbest kalma anlarında bilgileri bütünleştirme, duygusal süreçleri işleme ve yaratıcı bağlar kurma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Yani hiçbir şey yapmadığımızı sandığımız o kısa duraksamalar, aslında kendimizi zihnen yenilediğimiz verimli sessizliklere dönüşebiliyor. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz Sinan Canan’ın videolarını izlemenizi öneririm.
Eğer bir yürüyüşe çıktığınızda sırf "zamanım boşa gitmesin" kaygısıyla hemen bir podcast ya da sesli kitap açıyorsanız, size tam tersini öneriyorum: Arada kulaklıkları çıkarın,başka hiçbir şey yapmadan sadece yürüyün ve kendinizle buluşun. Bir müddet sonra zihninizde filizlenen yaratıcı fikirlere şaşıracaksınız.
Elbette üretmek, emek vermek ve bir şeyler ortaya koymak çok kıymetli. Ancak ruhumuzun ihtiyacını da gözeterek zaman zaman zihnimizi serbest bırakabilmek ve "Şu an durabilirsin, hiçbir yere yetişmek zorunda değilsin" diyebilmek, kendimize gösterebileceğimiz en güzel öz-bakım adımlarından biridir.
Ne dersiniz, ara ara kendimize hiçbir şey yapmadan durma molaları hediye etmeyi deneyelim mi?
Siz de bir telaşın tam ortasındayken duran ya da yavaşlayan birini görüp o "tatlı boşluğa" imrendiğiniz anlar yaşadınız mı? Hayatınızda bu ihtiyacı hatırlatan böyle dingin kareler var mı? Yorumlarda buluşalım.



Şükürle dolu bir haftanın yavaşlatan son durağında bir sükut ve şükür kampında bu satırları okumak öğrendiklerimizin altını çizmesine vesile oldu. Teşekkür ederim.
Evet hocam tamda bugun kahvaltıda eşimin sakince anda kalarak yaptıgı kahvaltıda kendi telaşimi gorup de kendıme ne acalen var anda kal dıyerek telkinde bulunmustum . Bu kıymetlı yazınız tamda ıhtıyacım olan sakinliıgın icinde bıle kendımızi nekadar telaşlandırdıgıımızın farkındalıgını sagladı. Çok teşekkür ederim kıymetlı yazılarınız ıcın 🥰
Huzurla dolduğum bir haftasonunun kapanışı olarak sakinleşmenin ne kadar önemli olduğunu kavradığım bir nokta oldu benim için bu yazı. Bilmediğimiz kavramları anlamları ve güzel anlatımınızla hayatımıza soktuğunuz için teşekkürler.