8 Kasım 2026 · Pazar
Yeni yazılar Müktesebat’ta
BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE VE KÜLTÜR PLATFORMU
Müktesebat
Psikoloji·

Giden Misafirin Ardından Kalan Ağırlık Duygusu: Awumbuk

Giden Misafirin Ardından Kalan Ağırlık Duygusu: Awumbuk

Misafirler ayrıldıktan sonra evin içine çöken o sessizliği bilirsiniz, değil mi? Kapı kapanır, bardaklar, tabaklar toplanır; odalardaki konuşmaların, gülüşmelerin yerini ağır bir durgunluk alır. Günlerdir süren hareketlilik bir anda bıçak gibi kesilir. Geride ne tam bir hüzün ne de tam bir yorgunluk olan, adı konulamaz bir boşluk kalır. İşte Papua Yeni Gine’deki Baining halkı, misafirler gittikten sonra duyulan bir miktar rahatlamaya, sanki sis çökmüş gibi bir ağırlığın eşlik ettiği bu hâle Awumbuk diyor.

Baining halkının inanışına göre misafirler, ayrılırken arkalarında yalnızca anılarını değil, havada asılı kalan ağır bir enerjiyi de bırakırlar. Bu ağırlığın yaklaşık üç gün sürdüğüne inanılır; yarattığı eylemsizlik, ailenin evle ve tarlayla ilgilenmesini güçleştirir. Misafirler gittikten sonra, bu ağır havayı çeksin diye dışarıya su dolu bir kap koyarlar. Ertesi sabah erkenden bu suyu bir seremoni eşliğinde ağaçlara döker ve hayatın doğal akışına geri dönerler.

İnsanlar birbirleriyle temas hâlinde olduklarında, farkında olsunlar ya da olmasınlar, olumlu ve olumsuz duygularını birbirlerine bulaştırırlar. Buna duygusal bulaşma deniyor. Karşımızdakinin yüz ifadesini, ses tonunu ve beden dilini farkında olmadan algılayıp benzer duygular hissetmemiz anlamına geliyor. Çoğu zaman bunun ne zaman başladığını bile anlamadan karşıdakinin duygusunu içselleştiririz.

Bazen neşeli bir kahkahanın sıcaklığı, bazen de öylesine söylenmiş tek bir cümlenin ağırlığı kalır ruhumuzda. O cümle saatlerce, hatta günlerce zihnimizin içinde döner durur. Kaygılı biriyle uzun süre birlikte olduğumuzda içimizde açıklayamadığımız bir huzursuzluk belirebilir. Öfkeli bir insanın yanında geçirdiğimiz birkaç saatin gerginliğini, eve döndüğümüzde bile bedenimizde taşıyabiliriz. Sürekli şikâyet eden, karamsar konuşan, dünyayı tehditlerle dolu gören biriyle temas ettikten sonra kendi hayatımıza baktığımızda bile her şey biraz daha ağır görünebilir.

Ama başkalarından bize yalnızca olumsuz duygular bulaşmaz. Bazen neşe, coşku, motivasyon ve heyecan gibi güzel duyguları da alırız. Zihnimiz ve ruhumuz, aldığımız olumsuz ya da olumlu duyguları sindirmek, anlamlandırmak ve onlarla baş etmek için zamana ihtiyaç duyar.

Hissettiğimiz her duygu bize ait değildir. İnsanlarla temastan sonra içimizde taşıdığımız yükün kaynağını anlayabilmek için bir an durup kendimize şu soruyu sormamız gerekir: "Bu duygu gerçekten bana mı ait?"

Zaman zaman kendi dünyamda ben de Awumbuk’u fazlasıyla hissediyorum. Özellikle üst üste planlar yapıp insanlarla sık görüştüğümde ya da yoğun seans günlerinin ardından... Bu paylaşımlarda kendi hayatlarımızdan, farkındalıklarımızdan, baş etme yollarımızdan, duygularımızdan ve çaresizliklerimizden söz ediyoruz. Bazen bir cümle ruhuma dokunuyor ve ilk anda ne olduğunu tam kavrayamasam da içimde ağır bir enerjinin biriktiğini hissediyorum. Bunu bazen günler sonra anlayabiliyor, bazen de daha hızlı bağlantı kurabiliyorum. Kimi zaman üstlendiğim duyguları dönüştürebilmek için kendime bilinçli bir dinlenme molası veriyorum.

Hem çevremde hem kendimde sık sık şunu gözlemliyorum: Kendimize hiçbir şeyi sindirecek kadar zaman tanımıyoruz. Bir görüşme bitiyor, hemen başka bir işe koşuyoruz. Bir tartışma yaşıyoruz, anında telefonumuza sarılıyoruz. Bize dokunan bir söz duyuyoruz, hemen yanıt verme telaşına düşüyoruz. Üzülüyoruz ve daha üzüntümüzün rengini görmeden, kendimizi üzülmememiz gerektiğine ikna etmeye çalışıyoruz.

İşin özü şu: Bir duygunun içimizden geçmesi ve sindirilebilmesi için biraz zamana ve alana ihtiyaç vardır. Ancak durup kendimize bu zamanı tanıdığımızda hissettiklerimizi anlamlandırmak ve kendi iç dünyamızla yeniden bağ kurmak mümkün hâle gelir.

Şimdi elinizdeki ekranı bir kenara bırakıp kendi “su dolu kabınızda” hangi ağır duyguların biriktiğine bakmak ve o ağırlığın hafiflemesi için onlara biraz temas etmek ister misiniz?

Biraz daha derinleşmek isterseniz, şu soruların rehberliğinde kendi içinize bakabilirsiniz:

• Bir misafir, dost ya da yakınım evimden veya hayatımdan ayrıldığında, geride en çok hangi duygu kalıyor? Bu his bana mı ait, yoksa karşı tarafın taşıdığı bir duygu mu?

• Son zamanlarda bir temasın ardından zihnimde saatlerce, hatta günlerce dönüp duran bir cümle ya da tavır oldu mu? O söz ya da tavır bana aslında neyi aynalıyor?

• İnsanlarla yoğun bir paylaşım yaşadıktan sonra kendime duygusal bir “sindirme ve sağaltma” alanı açıyor muyum, yoksa hemen bir sonraki koşuşturmacaya mı atılıyorum?

• Baining halkının su dolu bir kapla ortamdaki ağır enerjiyi temizlemesi gibi, ben de hayatımda başkalarından kalan duygusal yükleri arındırmak için nasıl bir ritüel ya da alan yaratabilirim?

Yazar
Psi. Dan. Tuba Baldır
Henüz beğeni yok

Yorumlar (0)

Henüz onaylı yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayımlanmaz; yalnız moderasyon ve gerektiğinde sizinle iletişim için kullanılır. IP adresiniz ham hâliyle değil, geri çevrilemez bir özet olarak saklanır. Ayrıntılar: Aydınlatma Metni.