31 Ekim 2026 · Cumartesi
Yeni yazılar Müktesebat’ta
BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE VE KÜLTÜR PLATFORMU
Müktesebat
Psikoloji·

Mutluluğun Gizli Anahtarı Şükür Olabilir Mi?

Mutluluğun Gizli Anahtarı Şükür Olabilir Mi?

İnsanoğlu varoluşundan bu yana mutluluğu anlamaya, tanımlamaya ve yakalamaya çalışmıştır. Günümüzün hızla akan dünyasında hepimiz aynı sorunun peşindeyiz: ‘’Nasıl daha mutlu olabilirim?’’

Günümüz dünyasında mutluluk genellikle ulaşılması gereken uzak bir hedef ya da elde edilmesi gereken bir şey olarak düşünülmektedir. Peki mutluluk bir varış noktası mıdır? Yoksa sahip olduklarımızla yetinebilme becerisi midir? Geçenlerde yoğun ve yorucu bir günün ardından eve dönmek için otobüs bekliyordum ve binmem gereken otobüsü kaçırmıştım. Daha sonra gelen otobüse bindim ve bir süre sonra trafikte tıkanıp kalmış, zihnimde bitmek bilmeyen yapılacaklar listesi ile boğuşuyordum. Kafamın içi o kadar doluydu ki otobüsün hangi güzergahtan geçtiğini bile fark edememiştim. Tam o sırada radyoda hafif bir müzik çalmaya başladı ve başımı camdan dışarı çevirdiğimde gökyüzündeki muazzam gün batımını fark ettim. O kadar güzel bir kızıllık vardı ki… Ve ben dakikalardır; kaçırdığım otobüsü, bu hafta yapacağım işleri düşünüyordum. O an bir farkındalık yaşadım. Günün bütün yorgunluğunun içinde, sadece durup ‘’Şu an nefes alıyorum ve bu manzarayı görebiliyorum ’’ demek zihnimi bir anda hafifletti. Bu küçük an, bana yazının temelini oluşturan o soruyu sordurdu: Mutluluğun gizli anahtarı, gözümüzün önündekileri görüp şükretmek olabilir mi?

Elimizde olan şeyler aslında mutluluğun sessiz parçalarını oluşturuyor olabilir. Şükür halihazırda hayatımızda olan şeyleri görebilme farkındalığımızdır.

İnsan çoğu zaman sahip olduklarının değil, sahip olamadığı şeylerin hesabını tutar. Henüz ulaşamadığı bir hedef , gerçekleşmeyen bir beklenti ya da hayatında eksik olduğunu düşündüğü bir şey… Bütün bunların arasında , zaten sahip olduğu güzellikler görünmez hale gelir. Peki mutluluğa ulaşmak için daha fazlasına mı ihtiyacımız var? Yoksa sahip olduklarımızı fark etmeye mi? Bir sabah uyandığımızda hayatımızda olan her şeyin yok olduğunu , sahip olduğumuz şeylerin olmadığını düşünelim. Her gün sıradan bulduğumuz bir ses , yanımızda sürekli olan bir eşya ,veya yanımızda olmasına alıştığımız bir insan. Değerini çoğu zaman kaybedince anladığımız onca şey… Şimdi bunları düşünürken bile mutsuzluk hissediyoruz. İşte tam da burada şükür devreye giriyor. Şu an elimizde olan şeylerin değerini bilip minnet duymak aradığımız o huzur kapısını aralamamızı sağlar. Tabi ki bu durum bize pasif bir kabullenişten çok, aktif bir farkındalık oluşturur.

Psikolojik bakış açısıyla ele alındığında ise şükür, kişinin insanlara, doğaya ve Allah’a karşı gerçekleştirdiği en geniş manada bir teşekkür etme durumudur. Bu bakış açısı psikolojideki bütün çalışmalar için geçerli bir tanım değildir. Ancak benim bu yazı için düşüncelerimle örtüşmektedir. Yine Türkiye’de yapılan bir çalışmada şükür ile hayat memnuniyeti arasındaki ilişki, şu şekilde tanımlanmıştır: Şükür “yapılan iyiliğe, verilen nimete karşı hoşnutluk, minnettarlık ve teşekkür hissi duymak, onun değerini bilmek” olarak tanımlanır. Hayata karşı takınılan olumlu bir tutum ve memnuniyettir. Bu nedenle şükür ile hayat memnuniyeti arasında güçlü bir bağ vardır. Şükretmek, yaşanılan ânı, fark etme hissiyle de yakından ilişkilidir. Bu farkındalık, en olumsuz koşullarda bile kişinin yaşama sevinci duymasına inancını canlı tutmasına neden olur. Yaşanan zamanı en büyük nimet olarak gören kişi, çevresindeki her şeye şükrederek, yaşamdan tat ve huzur almasını bilir.1

Şükrün, yalnızca dilde kalan bir teşekkür ifadesi değil ; bireyin içsel olarak da tatminlik yaşadığı , kalbe genişlik veren bir hissiyat olduğunu söyleyebiliriz. Yazının ilk başında bahsettiğim o zihnen hafifleme anı tam da bunu doğrular nitelike. Tam da bu noktada şükür, anlamlı bir mutluluk kapısı aralayan anahtar görevi görüyor aslında.

Şükretmek, insanların elindekilerle pasif bir şekilde yetinmesi ya da çaba göstermeksizin durumu kabullenmesi değildir. Aksine şükür; hayatın yoğun temposunda kaçırdığımız güzellikleri fark etmemizi sağlayan, ruhumuzu besleyen aktif bir farkındalık halidir.

Toparlayacak olursak mutluluk ile şükür arasında kopmaz bir bağ olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu mutluluğun sadece şükürle olacağı anlamına gelmez. Elimizde olan şeylerin değerini bilip şükrettiğimizde aslında gerçek mutluluğun bir yerinden onu yakalamış olacağız.

Çünkü gerçek mutluluk, sahip olunan şeylerin miktarında değil; mevcut değerlerin zihnen ve kalben farkına varılmasında saklıdır

Özetle ;şükretmek hayata ve sahip olunan değerlere karşı geliştirilen dönüştürücü bir bakış açısı oluşturur. İnsanı eylemsizlikten kurtarıp anın ve nimetlerin farkına varmasını sağlayan bu duygu, mutlulukla doğrudan bir korelasyon içindedir. Yazının başında bahsettiğim o farkındalık anı benim için teorik olarak bildiğimiz bu hakikatin somut bir yansımasıydı. Şükür, tam da o anki gibi farkına vardığımız küçük detaylarda saklıdır ve şükür, mutluluk yolunda soluklanmak için durup huzur bulduğumuz bir durak gibidir. Mutluluğa açılan kapının tek bir anahtarı olmayabilir ama şükür bu anahtarlardan biridir.

Dipnotlar

  1. ( Dini Başa Çıkma, Şükür ve Hayat Memnuniyeti İlişkisi: Hastalar, Hasta Yakınları ve Hastane Çalışanları Üzerine Amprik Bir Araştırma makalesinde şükür) Ali Ayten -Gülüşan Göcen - Kenan Sevinç - Eyüp Ensa,( 2012 , S.26.) ↑
Yazar
Merve Baykuş
Henüz beğeni yok

Yorumlar (0)

Henüz onaylı yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayımlanmaz; yalnız moderasyon ve gerektiğinde sizinle iletişim için kullanılır. IP adresiniz ham hâliyle değil, geri çevrilemez bir özet olarak saklanır. Ayrıntılar: Aydınlatma Metni.