Yanlış yapan bir çocuk yine de dinlenir mi? François Truffaut’nun 400 Darbe’sinde (1959) Antoine Doinel yalan söyler, okuldan kaçar ve üvey babasının iş yerindeki daktiloyu çalar. Bunları görmezden gelmeden çocuğun yaşadıklarına bakmak mümkündür. Onu dinlemek, söylediklerinin hepsine inanmak ya da yaptıklarını haklı bulmak değildir. Davranışlarının hesabını sorarken kendini anlatmasına da fırsat vermektir.
Filmde bu ayrım, yetişkinlerin Antoine’a ayırdığı yer ile René’nin ona gösterdiği yakınlıkta belirginleşir. Evde ve sınıfta çocuğun nerede duracağına, ne zaman konuşacağına başkaları karar verir. René ise yanında yürür, ona kalacak yer bulur ve öğretmenin suçlamasına itiraz eder. Yakın kalmak, yapılan her şeyi onaylamak değildir. René’nin arkadaşlığını değerli bulmamın nedeni, Antoine’ın yanlışlarını onu yalnız bırakmanın gerekçesi saymamasıdır.
Evde Kendine Yer Bulamayan Çocuk
Yemek masasında üvey baba ayakta, anne onun yanında durur. Antoine’ın kadrajın sol alt köşesinde yalnızca başı görünür. Yetişkinler görüntünün büyük bölümünü kaplarken çocuk kenarda kalır. Üvey baba, “Şimdi ödev yapmanın sırası değil. Yemek masasındayız” der. Yemekte ödevi bırakmasını istemek tek başına haksız bir talep değildir. Fakat sözün söylenişiyle çocuğun kadrajdaki yeribirlikte düşünüldüğünde, bu evde kimin konuşmayı yönettiğini görürüz. Antoine masadadır, konuşmada kendisine ayrılan yer ise dardır.

Kare 1. Anne ile üvey baba kadrajın büyük bölümünü kaplar. Antoine sol alt köşede kalır.
Antoine’ın annesiyle ilişkisinde yakınlık ve azarlama birbirini izler. Çocuk, annesini başka bir erkekle gördükten sonra annesi ona daha yumuşak davranır. Bu sıralama, kadının sırrının açığa çıkmasından kaygı duyduğunu düşündürebilir. Ancak kadının niyetini kesin olarak bilmeyiz. Oğluyla arasını düzeltme isteği de aynı sahneleri açıklayabilir. Gördüğümüz, bu yakınlığın evdeki gerginliği kalıcı biçimde gidermediğidir.
Okulda Söz Hakkı Olmayan Çocuk
Okulda da Antoine’ı dinlemeye pek vakit ayrılmaz. “Teneffüs bir ödüldür, mecburiyet değil” diyen öğretmen sınıfın ortasında durur ve koluyla duvarın yanını işaret eder. Antoine, sıralarla duvar arasındaki dar yere geçer. Öğretmenin sınıfta rahatça hareket edebildiği bu görüntüde çocuk köşeye sıkışmıştır. Öğretmen cezayı verirken Antoine’ın ne yaşadığını sormaz. Ondan beklediği, söyleneni yapması ve sınıfın düzenini bozmamasıdır.

Kare 2. Öğretmen sınıfın ortasında durur ve Antoine’ı duvarın yanına gönderir.
Bu sahnede ceza, çocuğu sınıfın geri kalanından ayırarak uygulanır. Antoine’ın yalanları ve okuldan kaçması öğretmenin güvensizliğini artırır. Buna karşılık, her yeni olayın önceki yanlışları doğrulayan bir kanıt sayılması, çocuğun kendini anlatmasını zorlaştırır. Antoine bir kez tembel ve yalancı olarak görüldüğünde, sonraki açıklamaları da peşinen kuşkuyla karşılanır. Evde kadrajın kenarında gördüğümüz çocuk, okulda da duvarın yanına gönderilmiştir.
René’nin Arkadaşlığı
René ile Paris sokaklarında dolaşırken Antoine daha rahattır. İki çocuk yan yana yürür, güler ve ne yapacaklarına birlikte karar verir. Antoine’ın kalacak yeri olmadığında René, “Haydi gel, benimle kalırsın. Bir çaresine bakarız” der. Arkadaşını sorgulamaz, yanlışlarını sıralamaz. Önce ona yatacak bir yer bulmayı düşünür. Evde ve sınıfta bir kenara gönderilen Antoine, burada birinin yanında durur.

Kareler 3a-3b. René ve Antoine sokakta birlikte yürür. René, kalacak yeri olmayan arkadaşını evine çağırır.
Aristoteles, Nikomakhos’a Etik’in VIII. kitabında yarara, hazza ve erdeme dayanan arkadaşlıkları ayırır. Yetkin arkadaşlık, erdemli kişilerin birbirlerini karakterleri için sevmesine dayanır. Dostlar birbirlerinin iyiliğini kendi çıkarları için değil, birbirlerini önemsedikleri için ister. Bu karşılıklı bağ, dostların birbirlerini zaman içinde tanımasıyla oluşur. Birlikte eğlenmek ya da birbirine yardım etmek, bir arkadaşlığın yalnızca hazza veya yarara dayandığı anlamına gelmez. Ayrımı belirleyen, dostların birbirine neden değer verdiğidir (VIII, 2–3).
René’nin Antoine’a kalacak yer bulması ve güç durumda arkadaşını bırakmaması, Antoine’ın iyiliğini önemsediğini düşündürür. Ama iki çocuk birlikte okuldan da kaçar. Dayanışmaları, birbirlerini yanlış davranışlardan uzak tutmalarını her zaman sağlamaz. Oysa Aristoteles, erdemli arkadaşların birbirlerini kötülükten alıkoymasını da önemser (VIII, 8). René’nin yardımları, iki çocuğun da yerleşmiş erdemlere sahip olduğunu ve arkadaşlıklarının zamanla sınandığını söylemeye yetmez. Burada yetkin dostluğun bütün koşullarını karşılayan bir örnekten çok, o anlayışa yaklaşan davranışlar görüyoruz. Antoine’a yakın kalması, yaptığı her şeyi doğru bulduğunun kanıtı değildir.
“Yanında Oturuyordum, Gördüm”
Öğretmen Antoine’ı kopya çekmekle suçladığında René ayağa kalkar. “Kopya çekmemişti efendim. Yanında oturuyordum, gördüm” der. Diğer çocuklar otururken onun bir elini öğretmene doğru uzattığını görürüz. Duvarın yanına gönderilme sahnesinde çocuğun yerini belirleyen el öğretmeninkiydi. Burada ise bir öğrenci söz almak için elini uzatır. Öğretmenin verdiği karara, başka bir öğrencinin gözlemiyle itiraz edilir.

Kare 4. René, Antoine’ın kopya çektiği suçlamasına itiraz etmek için ayağa kalkar.
René’nin sözleri belirli bir olaya ilişkindir. Antoine’ın hiçbir zaman yalan söylemediğini ileri sürmez; o derste gördüğünü anlatır. Bu tanıklık suçlamayı tek başına çürütmeyebilir. Yine de öğretmenin dinlemesi gereken bir itirazdır. René’nin de cezalandırılmasına yol açabilir, ama René susmaz. Sınıfta konuşanın her zaman öğretmen, cevap vermek zorunda olanın da yalnızca Antoine olması gerekmediğini görürüz.
“Annem Öldü” Yalanı
Antoine, okula gelmeyişinin nedeni sorulduğunda “Annem öldü” der. Annesi hayattadır, çocuk da bunu bilir. Bu cevabı vermeden önce annesini başka bir erkekle görmüştür. Annenin “Kesin beni gördü” diye kaygılanmasıyla Antoine’ın “Öldü” cevabı yan yana düşünüldüğünde, çocuğun annesine duyduğu kırgınlık akla gelir. Yine de bu, filmde açıklanan bir neden değil, iki sahne arasında kurduğumuz bir bağdır.

Kareler 5a-5b. Antoine annesini başka bir erkekle görür. Daha sonra öğretmenine annesinin öldüğünü söyler.
Antoine cezadan kurtulmak için öğretmenin kolayca itiraz edemeyeceği ağır bir mazeret de uydurmuş olabilir. Utanç veya o anda başka bir cevap bulamaması da düşünülebilir. Kırgınlık yorumu, annesiyle karşılaşmasının bu sözde bırakmış olabileceği izi dikkate alır. Cezadan kaçma açıklaması ise yalanın neden öğretmene söylendiğini anlamaya yardım eder. Bu iki ihtimal birbirini dışlamaz. Yalanın yanlışlığı açıktır. Açık olmayan, çocuğun neden tam da annesinin ölümünü mazeret olarak seçtiğidir.
Daktilo, Polis ve Ayrılık
Üvey babasının iş yerinden çaldığı daktiloyu satamayan Antoine, onu geri götürürken yakalanır. Bu davranış karşısında yetişkinlerin sınır koyması gerekmez mi? Elbette gerekir. Eşyayı geri getirmesi hırsızlığı ortadan kaldırmaz. Fakat yaptığı yanlıştan sorumlu tutulması, anlatacaklarının dinlenmemesini haklı kılmaz. Üvey babası onu polise teslim eder. Evde ve okulda büyüyen sorunlar, karakola ve ardından ıslahevine taşınır. Filmi, cezanın her durumda gereksiz olduğunu söyleyen bir hikâye olarak okumuyorum. Burada sorguladığım, hesap sormanın çocuğu anlamanın yerini almasıdır.
René ile Antoine’ın ayrıldığı sahnede yetişkin elini Antoine’ın omzuna koyar. René solda, Antoine ortada, yetişkin sağdadır. “Arkadaşına son bir kez bak, hatıra olsun” der. El çocuğun bedenini, söz ise vedanın süresini denetler. René’nin sokakta söylediği “Bir çaresine bakarız”ın karşısında, burada görüşmenin bittiğini bildiren bir yetişkin vardır.

Kare 6. Yetişkin, Antoine’ın omzuna elini koyar ve arkadaşına son bir kez bakmasını söyler.
Konuşmasına İzin Verilen An
Islahevindeki görüşmede Antoine kendi hayatını anlatırken kamera onun yüzünde kalır. Soruları soran yetişkin kadrajın dışındadır. Yemek masasında başını güçlükle gördüğümüz, sınıfta duvarın yanına gönderilen çocuk, burada görüntünün merkezindedir. Annesinin kendisi doğduğunda bekâr olduğunu ve onu aldırmak istediğini söyler. Bu bilgileri Antoine’ın anlatımından ediniriz. Sözleri, kendisini neden istenmeyen bir çocuk gibi gördüğünü düşündürür.

Kareler 7a-7b. Antoine ıslahevindeki görüşmede kendi hayatını anlatır. Soruları soran kişi kadrajın dışındadır.
Antoine bazı sorulara rahatça, bazılarına ise utanarak cevap verir. Dikkatimiz yüzüne, duraksamalarına ve konuşma biçimine yönelir. Yetişkinin tepkisini gösteren bir görüntü araya girmediği için, çocuğun sözlerini nasıl karşılayacağımıza kendimiz karar veririz. Kamera, çocuğu dinleme işini bize bırakır. Yine de yetişkinin kadraj dışında olması, görüşmenin bir kurumun içinde yapıldığı gerçeğini değiştirmez. Soruları o sorar ve Antoine hâlâ ıslahevindedir. Söz alabilmesi, hayatıyla ilgili kararların da kendisine bırakıldığı anlamına gelmez.
René, Antoine’ı görmek için ıslahevinin kapısına kadar gider. Artık birlikte gezmenin ya da sinemaya gitmenin verdiği neşe yoktur. Buna rağmen gelmesi, Antoine’ın başına gelenleri önemsediğini düşündürür. İlgisini birlikte eğlenme fırsatıyla sınırlamaması, Aristoteles’in dostuna kendi çıkarından bağımsız bir değer verme ölçütüne yaklaşır. Görüşmelerine izin verilmemesi, arkadaşlığın karşısına bu kez kurumun koyduğu bir sınır çıkarır. Antoine’ın anlatmasına yer açılmıştır, kiminle görüşeceği konusunda ise söz hakkı yoktur.
Deniz ve Son Bakış
Islahevinde futbol oynanırken Antoinetel örgünün altından geçip kaçar. Kamera uzun süre koşusunu izler. Bu kez nereye gideceğini söyleyen, onu durduran ya da kolundan tutan kimse yoktur. Görmek istediği denize ulaştığında durur. Önünde deniz vardır; ama bundan sonra nerede yaşayacağını, kime gideceğini bilmeyiz. Suya yaklaşır, geri döner ve kameraya bakar.

Kare 8. Denize ulaşan Antoine geri dönüp kameraya bakar. Film bu görüntüde sona erer.
Truffaut görüntüyü bu bakışta dondurur. Antoine’ın yüzünde rahatlama mı, korku mu, şaşkınlık mı ağır basar, ayırt etmek zordur. Kaçmayı başarmıştır, fakat güvende olup olmadığını bilmeyiz. Yemek masasında görüntünün kenarında kalan çocuk şimdi doğrudan bize bakar. Film, onun hakkında kesin bir hüküm verecek son bir yetişkin sözüyle kapanmaz.
René, Antoine’a kalıcı bir ev sağlayamaz, onu ıslahevinden çıkaramaz. Yine de yiyeceğini paylaşır, kalacak yer bulur ve öğretmenin suçlamasına itiraz eder. Yakın kalmakla haklı bulmak arasındaki ayrımı, bütün kusurlarına rağmen bu arkadaşlıkta görebiliriz. Son bakış, Antoine’ın yalanlarını ve hırsızlığını unutturmaz. Bunları bildiğimiz hâlde karşımızdaki çocuğun sözünü duymayı sürdürecek miyiz? Son karede Antoine kameraya bakarken bu kez onu dinlemek bize düşer.



Yorumlar (0)
Henüz onaylı yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yaz