15 Eylül 2026 · Salı
Yeni yazılar Müktesebat’ta
BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE VE KÜLTÜR PLATFORMU
Müktesebat
Düşünce·

Varlığı Yaşama Dönüştürmek: Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık Hikayesi Üzerine

Varlığı Yaşama Dönüştürmek: Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık Hikayesi Üzerine

Hayatta var olabilmek için bir sebebe ihtiyaç var. Yaşadığımız günün bir anlamı olmalı. Küçük Kara Balık o gününün de diğer günler gibi akıp gitmesine izin vermemesi ile hikâyesini başlatır. Değişmesini istediğimiz her şey için derin sorgulamalara girmek gerekir. Bunu yapmak, adım atmaktan daha büyük cesaret ister. Çevresine ve rutinine bakan kahramanımız, “Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum.” der. Dar bir ufuk içinde aynı olanı tekrarlamak yaşamak değil, sadece var olmaktır. Daha ötesinin hayaliyle içinde filizlenen düşünceler, Küçük Kara Balık’a kabuğunu kırdırır.

Düşünmek, sorgulamak, ses çıkarmak beraberinde dışlanmayı, susturulmayı ve korkutulmayı getirir. Yüreğinde taşıdıklarının büyüklüğünden güç alan kahramanımız, sıradanlığın pençesinde değerini yitiren hayatını geride bırakarak yola çıkar. Yerinde durmadığı takdirde kimlere yem olabileceği anlatılarak korkutulmaya çalışılır. İlerlemeye devam ettikçe önüne taş koyan canlılarla karşılaşır. Bu taşlar, prangalarından kurtulmuş kahramanı ileri taşıyan basamaklara dönüşür. Küçük Kara Balık’ı görüntüsünden dolayı çirkin bulan ve düşüncelerini küçümseyen kurbağa yavruları şöyle söyler: “Sabahtan akşama kadar burada dolaşıp duruyor, ailelerimizden başka hiç kimseyi görmüyoruz.” Başka güzelliklerden bihaber olan ve çevrelerinde başka kimseyi görmeyen kurbağa yavruları, kendilerinin en güzel canlılar olduğuna inanırlar. Yalnızca bildiklerini esas alarak başka bilinecek, görülecek ve keşfedilecek bir şey olmadığını düşünürler. Dar bir ufuk, cehalet ve başka varlıklardan habersiz olmak kibirli bir duruş için yeterlidir.

Küçük düşünmenin kolaylığına sığınmak konfor vadeder. Konfor alanının dışına çıkabilmekle özgürlük başlar. Kendi sınırlarını hiç aşmamış kurbağanın, sınırlı tecrübesine dayanarak kendini bilge sanmasına Küçük Kara Balık şu cevabı verir: “Böylesi bir yaşamı yüz kez de yaşasan yine de bilgisiz ve yoksun bir kurbağa olacaksın.” Kendi küçük dünyasının dışına çıkamayan kurbağanın bu sözleri anlaması mümkün değildir. Memnun olunmayan yerden ayrılma cesareti gösterilmediğinde köleleşme başlar. Hür doğmak, özgür olmak için yeterli değildir. Bir şeylere cesaret edilmediğinde umudun da anlamı kalmaz.

Küçük kahraman, yolun devamında kendisini bekleyen tehlikelere değil, keşfedeceklerine odaklanır. Annesinin sınırlamaları olmadan uzun uzun, çok sevdiği Ay’a bakar. Ay’ın önünü siyah bir bulut kapatıp etraf kapkaranlık olduğunda, sabahla birlikte aydınlığı ve yeni umutları bulur. Bazen ona eşlik etmek isteyenlerle ilerler, bazen yapayalnız kalır. Bunu göze alabildiği için bir hikâyesi olur. Ancak yalnız kalmaktan korkan ve başkalarının onayına ihtiyaç duyanlar, zamanla kendi gerçekliklerinden uzaklaşıp yapay bir kişiliğe sığınabilirler. Bu yapaylık, kişinin kendi karakterini özgürce ortaya koymasını engeller. Küçük Kara Balık’ın ailesi ve yakınları ise bundan habersiz yaşamlarını sürdürürler.

Hikâyenin sonunda Küçük Kara Balık’ın akıbeti kesin olarak söylenmez; karabatakla mücadele ettikten sonra kendisinden bir daha haber alınmaz. Bu belirsiz son, onun hayatı keşfederek ve kendi olma bilinciyle cesurca yaşadığı gerçeğini değiştirmez. Geride başkalarına ilham olabilecek, kıymetli bir yaşam öyküsü bırakır: Cesur ve özgür yaşamayı tekdüze ama uzun bir ömre tercih eder.

Yazar
Sena KABADAYI IŞIK
5 beğeni

Yorumlar (0)

Henüz onaylı yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum yaz

Moderasyon sonrası yayımlanır · e-posta adresiniz gizli kalır.