2 Eylül 2026 · Çarşamba
Yeni yazılar Müktesebat’ta
BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE VE KÜLTÜR PLATFORMU
Müktesebat
Toplum·

Adaletin Öteki Yüzü: Erkeğin Sessiz Mağduriyetleri

Bu yazıyı dinle:
Adaletin Öteki Yüzü: Erkeğin Sessiz Mağduriyetleri

Herkesin aynı yöne baktığı, aynı ezberleri yinelediği bir dünyada farklı bir açıdan bakabilmek hem cesaret ister hem de bir zorunluluktur. Bugün kalıplaşmış söylemlerin gölgesinde kalan, yeterince duyulmayan bir feryada kulak vermek ve adalet terazisini yeniden dengelemek zorundayız.

Günümüz toplumunda, hukuk uygulamalarında ve aile içi ilişkilerde erkeğin yaşadığı sessiz mağduriyetlere, üstlendiği ağır sorumluluklara ve hissettiği duygusal yalnızlığa dikkat çekmek önemlidir. Toplumsal dengenin sağlanması adına meseleyi tabulardan ve kalıplaşmış kabullerden bağımsız bir biçimde ele almak kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Günümüz sosyal ve hukukî tartışmalarında ve medya dilinde kadın hakları ile kadınların yaşadığı mağduriyetler geniş bir şekilde yer bulurken, erkeklerin üstlendiği ağır yükler ile maruz kaldığı psikolojik ve ekonomik baskılar çoğu zaman yeterince görünür olmamaktadır. Oysa aile yalnızca tek taraflı bir fedakârlık alanı değil; karı kocanın karşılıklı hak ve sorumlulukları, emek ve sevgi bağıyla ayakta tuttuğu köklü bir kurumdur.

Modern hukuk sistemlerinin temel ilkeleri arasında masumiyet karinesi ve iddiaların deliller çerçevesinde değerlendirilmesi önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, özellikle aile içi şiddete ilişkin koruyucu hukuk uygulamalarında mağdurun hızlı biçimde korunması amacıyla farklı ispat standartları benimsenebilmektedir. Türkiye’de de 6284 sayılı Kanun kapsamında bazı koruyucu tedbirler için delil veya belge aranmaması mümkündür. Ancak bu koruma mekanizmalarının kişilerin savunma ve itiraz haklarını zedeleyecek şekilde uygulanmaması, taraflar arasındaki hak dengesinin gözetilmesi önemlidir.

Benzer şekilde evden uzaklaştırma kararlarının uygulanması, boşanma süreçlerinin uzaması ve yoksulluk nafakasının süresi gibi meseleler uzun süredir kamuoyunda tartışılmaktadır. Bu alanlarda ortaya çıkabilecek mağduriyetleri görmezden gelmek yerine, kadın veya erkek ayrımı yapmaksızın hakkaniyetli çözümler üretmek gerekir. Kusur ve hatanın insana özgü bir durum olduğu kabul edildiğinde, sorumluluğun peşinen taraflardan yalnızca birine yüklenmesi adalet düşüncesiyle bağdaşmaz.

Dünyada en onurlu şeylerden biri, kimseye muhtaç olmadan helalinden kazanmaktır. Kadının ev içindeki emeği ve gösterdiği çaba ne kadar kıymetliyse, erkeğin ailesinin geçimini helalinden sağlamak için dışarıda verdiği emek de bir o kadar saygıya layıktır. Helal rızık kazanmanın giderek güçleştiği, çalışma hayatının çeşitli zorluklar barındırdığı bir dönemde ailesini kimseye muhtaç etmeden geçindirmeye çalışan erkeğin fiziksel ve ruhsal yorgunluğu da göz ardı edilmemelidir.

Herkes kadının giden gençliğini ve saçını süpürge edişini konuşurken, erkeğin nasır tutmuş ellerini, ağır çalışma şartları altında yorulan bedenini, dökülen saçlarını ve yitirdiği sağlığını “zaten erkeğin asli görevi” denilerek sıradanlaştırmak normal midir? Erkeğin ailesine adadığı ömür neden aynı ölçüde konuşulmuyor? Erkeği yalnızca finansal bir kaynak veya bir “bankamatik” olarak gören anlayış, onun insani ve duygusal varlığını yok saymış oluyor.

Erkeğe yönelik baskı, değersizleştirme ve sürekli takdirden mahrum bırakılma da psikolojik açıdan yıpratıcı sonuçlar doğurabilir. Sağlıklı bir toplum, kadın ve erkeğin emeğinin, haklarının ve duygularının birlikte gözetildiği adil bir anlayışla mümkündür.

İslam geleneğinde anneye verilen değer ve gösterilen hürmet konusunda güçlü bir birikim vardır. “Cennet annelerin ayakları altındadır” sözü, anneye gösterilen hürmetin en bilinen ifadelerinden biridir. Yine Hz. Peygamber’in iyilik ve güzel muamele konusunda anneye öncelik veren tavsiyesi, İslam ahlakında annenin konumunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Böyle bir medeniyet birikiminde anneye gösterilen hürmetin güçlü bir yere sahip olduğu açıktır.

Ancak hak ve sorumluluk meselesinin yalnızca taraflardan biri üzerinden ele alınması, aile içindeki dengeyi bozabilir. İslam aile anlayışında merhamet, adalet, sadakat, saygı ve sorumluluk karşılıklı olarak gözetilmesi gereken değerlerdir. Taraflardan birinin sürekli görev ve sorumluluklarla, diğerinin ise yalnızca haklarla ilişkilendirildiği bir yapı sürdürülebilir değildir.

Erkekler de kadınlar gibi takdir edilmeye, saygı görmeye ve sevilmeye ihtiyaç duyarlar. Ailesi için yıllarca emek veren bir erkeğin eşinden içten bir “seninle gurur duyuyorum” cümlesini hiç duymaması, zamanla onda duygusal yalnızlık ve değersizlik hissine yol açabilir. Aynı şekilde, bir evlilikte taraflardan birinin hatasını kabul etmemesi ve “senden özür dilerim” diyememesi de ilişkinin taşıdığı yükü ağırlaştırır.

Diğer bir husus, evlilik yıl dönümü veya doğum günü gibi özel günlerde beklentilerin çoğunlukla kadınlar üzerinden dile getirilmesidir. Oysa erkek de bu günlerde hatırlanmak, değer görmek ve kendisi için bir şey yapılmasını istemek gibi duygusal beklentilere sahip olabilir.

Evlilikte taraflardan birinin sürekli memnuniyetsizlik içinde olması, sorumluluk almak yerine yalnızca şikâyet etmesi veya diğerinin çabasını görmezden gelmesi, her iki tarafı da yıpratır. Bazen bir tebessüm, içten bir teşekkür veya küçük bir takdir sözü, kişinin verdiği emeğin fark edildiğini hissetmesi için yeterlidir. Bana göre huzurlu bir aile hayatı; temel ihtiyaçların karşılandığı, sağlık ve afiyet içinde yaşandığı, ekonomik kaygıların bütün hayatı kuşatmadığı ve eşlerin birbirlerinin emeğini görebildiği birortamda mümkündür.

Diğer taraftan toplumsal ilişkilerde göze çarpan bazı çifte standartların da tartışılması gerekir. Eşitlik ve özgürlük söylemlerinin sıklıkla dile getirildiği günümüzde düğün masrafları ve ev kurma yükünün büyük ölçüde erkekten beklenmesi, özellikle ekonomik şartların ağırlaştığı dönemlerde sorgulanmayı hak etmektedir. Örneğin bir damat adayının, gelin tarafından kendisine yöneltilen taleplere benzer biçimde kendi beklentilerini de dile getirmesi ve listelemesi neden toplumsal açıdan aynı ölçüde olağan karşılanmaz?

Benzer biçimde kadınların çalışma ve sosyal hayatta yer alma hakkı ne kadar meşruysa, erkeğin de arkadaşlarıyla vakit geçirmek, spor yapmak veya kendisine ait bir dinlenme alanı oluşturmak istemesi o kadar tabiidir. Eşlerden herhangi birinin diğerinin makul sosyal alanlarını sürekli kısıtlaması, evlilikte karşılıklı anlayış ve güven duygusuyla bağdaşmaz.

Toplumsal hayatın temel kurumlarından biri olan aileyi korumak, taraflardan birini kutsayıp diğerini sürekli suçlayarak veya yok sayarak mümkün değildir. Erkeğin rolünü, emeğini, sorumluluklarını ve duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelen yaklaşımlar da aile ilişkilerinde ciddi bir adaletsizlik ve psikolojik baskı kaynağı hâline gelebilir. Kadının yaşadığı mağduriyetleri görünür kılmak ne kadar gerekliyse erkeğin yaşadığı mağduriyetleri konuşabilmek de o kadar meşrudur. Adalet, taraf seçmek değil; benzer durumlarda aynı ölçüyü uygulayabilmektir.

Hani sahildeki o meczup ne diyordu?

“Beni yaratan Allah seni de yarattı.

Beni kınayabilirsin; peki seni kim kınayacak?”

Kavramlarrol gerilimi
Yazar
Muammer Kılcık
67 beğeni

Yorumlar (13)

  1. Samet Can

    Halkdan biri olarak geleceğe yönelik sıkıntıların simdiden dile getirmek göründügü gibi kolay degildir emeginize sağlık.

  2. Yunus Emre

    Gerçekten çok güzel olmuş. Herkesin konuşmadığı, hatta çoğu zaman görmezden geldiği bir konuya değinmişsiniz. Okurken birçok noktada insanın kendini sorgulaması gerekiyor. Emeğinize sağlık.

  3. Samet Can

    Beni yaratan Allah seni de yarattı. Beni kınayabilirsin; peki seni kim kınayacak?” Elinize sağlık hocam

  4. Yavuz Selim

    Toplumsal sorunlara karşı farkındalığı olan, geniş bir düşünce yelpazesine sahip çağdaş ve devrimci bir imam olmak herkesin harcı değildir Elinize emeğinize sağlık yazılarınızın devamını bekliyor olacağım

  5. Safa Hilal

    Bir hastalığı tedavi edebilmek için doğru teşhis koymak gerekir. Teşhisi Yanlış konulan hastalığın tedavi edilme imkanı yoktur. Topluma yön veren insanlar azgın bir azınlık tarafından linçlenmemek adına popülist söylemlere tutunarak doğru teşhisi koyamamakta... Doğru teşhisiniz ve bunu dile getirme cesaretinizden dolayı sizi kutluyorum hocam. Elinize emeğinize sağlık

  6. burcu

    elinize emeğinize sağlık

  7. Selma

    Eline emeğinize sağlık

  8. Zeliha

    Gerçekten çok güzel olmuş. Herkesin konuşmadığı, hatta çoğu zaman görmezden geldiği konulara değilmiş elinize emeğinize sağlık

  9. Eray

    Güzel Olmuş Elinize Sağlık🙏🏻

  10. Sevim Felek

    👏👏👏👏

  11. Kadın savunucu

    Hocam erkeklerin zorluklarına güzel değinmişsiniz ama; yaratılış olarak erkek ruhen,bedenen,fiziken duygusal olarakta her zaman kadına göre bir adım daha öndedir ve bunun bedelindede kanunlar ve toplumsal vicdanlar kadını her zaman bir adım önde tutmaktadır.keşke yaratılışta da ruhen ve bedenen eşit olunsaydıda varsın bu imtiyazlar bizede tanınmasaydı

  12. Tilki

    Adalet, denge ve vicdan konusunu çok güzel anlatmışsınız. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık.

  13. Muammer

    Kalemin, çok nazik olmak ile birlikte bir o kadarda keskin ve açıklayıcı...emeğinize sağlık...

Yorum yaz

Moderasyon sonrası yayımlanır · e-posta adresiniz gizli kalır.