Tamamen başka bir kapı aç
Kalbin Unutulmuş Dili
Bu eser hiçbir ölçüye bakılmadan, arşivin tamamından rastlantıyla seçildi.
Siz hayatta sakin, telaşsız ve beklentisiz bir sese ihtiyaç duyuyor musunuz?
Ne çok ses var. Ne çok bilgi. Ne çok bilen. Ne çok açıklayan.
Pencereleri kapatır mısınız?
Ve kapıları.
Ve mümkünse ağzınızı.
Biraz kaba mı oldu dersiniz? Haklısınız. Kendime de yakıştıramadım.
Siz de hayatta sakin, telaşsız ve beklentisiz bir sese ihtiyaç duyuyor musunuz?
Biri size isminizle seslendiğinde, ne bekleyecek, ne soracak diye düşünmeden,
Onun öylece ve sadece isminizi söylemek istediğini düşünün.
“Efendim,” dediğinizi, yüzünüze baktığını,
“Evet,” dediğinizi, yine yüzünüze baktığını…
Herhâlde bir şey demeyecek diye düşünürken, yalnızca isminizi söylemek istediğini belirttiğini...
Biraz hayali mi oldu dersiniz? Haklısınız. Kendime de inandıramadım.
Siz de hayatta sakin, telaşsız ve beklentisiz bir sese ihtiyaç duydunuz mu?
Ben de duymak için çok dolaştım.
Her defasında kendimle baş başa kaldım.
Ondandır sanırım; ben zaten kendime kırgınım.
Herkes bir şeye cüret edebilirken
Hareket ettirmediğim birçok güzelliğim için.
Ses çıkarmadığım her an,
İçime akıttığım her şey için.
Biri on yaparken çoğu kişi,
Onları bir kere bile dile getirmediğim için.
Ben zaten kendi içimde hırçın, telaşlı ve çokça beklentiliyim.
Dursanız o mesafede.
Biraz zor mu oldu dersiniz? Haklısınız. Ben de mesafeyi ayarlayamadım.
Bunu bir kere daha yaşamıştım.
Telaşsız bir sese muhtaçlığın gölgesinde tutunacak dallar aradım.
Bazen koşar adım, bazen usulca;
Bazen buldum sanarak, bazen ellerimden kayıp gitmesine bakarak.
Sonra, tümüyle birine inanmışlığın verdiği bir anda, öylece kalakaldım.
Savunmasız, tedirgin…
Öyle ya, bir gün biri gelecekti ve beni çok mutlu edecekti. Yıllar süren mutsuzluğumun sonunda “Evet,” diyecektim, “her şey bunun içinmiş.
Şimdi her şey daha güzel olacak; her yeni gün bana mutluluk getirecek.” Sakin, telaşsız ve beklentisiz bir rüyanın içine uyanacaktım.
Sadece isimlerimizi söylememiz yetecekti, başka kelimelere ihtiyaç duymayacaktık.
Tüm pencereleri ve kapıları, o ferahlık evimize girsin diye ardına kadar açmak isteyecektik. Kendime kırgınken bile kenara çekecekti beni.
“Hadi,” diyecekti. “Hareket etmezsen acı üzerinde birikir.” /Barış Bıçakçı - Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Gülümseyecektim, hep gülümseyecektik.
Biraz komik mi oldu dersiniz? Haklısınız. Ama gülemedim.
Siz de hayatta sakin, telaşsız ve beklentisiz bir sese ihtiyaç duydunuz, değil mi?
Dolaştınız belki kapı kapı. Peki ya kendi sesiniz? Ne kadar dingin? Yıllardır süren mutsuzluğunuzu dindirecek o kişiye karşı ne kadar sükûnetli?
Tüm pencereleri ve kapıları ardına kadar açmadan önce, hangi telaşlı söylemleri kapattınız içinizde?
Kendinize kırgınken… Çektiniz mi bir kenara kendinizi peki? Koşulsuz duyabildiniz mi içinizde olup bitenleri?
Çok ses var, çok bilgi, çok bilen ve çok açıklayan…
Tüm çokların içinde kendi sesimizi bulmak,
Başka sesleri kısmaya çalışmadan önce,
Kendi sesimizi ayarlamak nasip olsun.
Bu araçların verileri yalnız bu cihazda saklanır; sunucuya gönderilmez.
Dilerseniz önce eserden bir bölüm seçin; notunuz o bölümle birlikte bu cihazda saklanır.
Tamamen başka bir kapı aç
Bu eser hiçbir ölçüye bakılmadan, arşivin tamamından rastlantıyla seçildi.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazabilirsiniz.