İçeriğe atla

Çıkamıyor ruhumuz nefsimizin demir parmaklıkları arasından. Dört duvar arasına hapsolmuş; bir sağa gidiyor, bir sola. Ne tarafa gitse karşısında bir duvar; çarpıyor, dönüyor geri. Her çarpmada biraz daha yoruluyor ama ısrarla devam ediyor. Halbuki çabası, duvarlardan geçebilmek için yeterli değil. “Mütemadiyen damlayan su damlaları taşı aşındırır.” Evet, ama bunun için su gibi duru olabilmek ya da taşın aşınacağına inanmak gerekir.

​Duvar... Kalın ama görünüşte. Bir görse, şeffaflaşacak aslında. Bir fark etse o duvarın kalınlığının kendi ruhunun ağırlığından geldiğini... Ruhunun ağırlığından haberi var mı ki? O da meçhul. Ruhunu sıkan bir şeyler var, bunu biliyor. Ruhunu sıkan ne varsa gelene, gidene anlatıyor. Dönüp dolaşıp hep aynı şeylerden bahsediyor da bir sonuç elde edemiyor. Dakikalar, saatler boyu anlatıyor. Onlarca dünya kelamı konuşuyor da dinlenmiyor ruhu. Hafifleyemiyor ne yapsa.

​"Kuş kadar hafif olmak” nedir bilmiyor. Başını kaldırıp bir kez olsun bakmamış ki gökyüzüne. Ya da bakmış da görmemiş ki inceliği. Kuşların uçuşuna dikkat kesilmemiş ki... Gözleri bir güneşin doğuşuna, batışına yabancı. Yağmurun rahmet olmasından çok zahmetine, kar tanelerinin o ince işçiliğinden çok ellerini ne kadar üşüttüğüne takılmış. Gözleri göremediği için böylesi güzellikleri, inmiyor ruhuna bu yüzden incelik.

​Aslında her bir uzvu, niçin var olduğunu biliyor ve bunu geçici sahibine fark ettirmek istiyor. Dudakları boş sözler konuşmak istemiyor, bu yüzden sıkıntı veriyor ruhuna. Tefekkür için açılıp kapanmak istiyor. Gözleri bir kuşun uçarkenki rahatlığını fark etmek istiyor. “Kuşlar da kaderle uçar” sözünün arkasına saklanmış bir kuşun huzurunu, rahatlığını fark etmek... Tefekkür için açılıp kapanmak istiyor göz kapakları.

​Ruhumuz, nefsin demir parmaklıkları arasından sıyrılıp kaderin huzuruna bırakılmak istiyor. Ne için var edildiğini öğrenmek; öğrenince de kuş kadar hafif olmanın rahatlığını yaşamak istiyor. Yoksa çıkamıyor nefsin demir parmaklıklarından; bir sağa sürükleniyor, bir sola…

Okur araçları

Bu araçların verileri yalnız bu cihazda saklanır; sunucuya gönderilmez.

Kenar Defteri

Dilerseniz önce eserden bir bölüm seçin; notunuz o bölümle birlikte bu cihazda saklanır.

Moderasyon sonrası yayımlanır · e-posta adresiniz gizli kalır.
  1. Ayşe

    Kaleme aldığınız her kelime, bildiğimiz ama durup düşünmeye vakit bulamadığımız o acı gerçeği yüzümüze çarpıyor. Hızın ve teknolojinin ruhumuzu adeta yuttuğu şu çağda; durup nefes almamızı, içimizdeki o görünmez duvarları ve kaçırdığımız incelikleri hatırlatan muazzam bir yazı olmuş. Kaleminize, ruhunuza sağlık.

    1. Merve Kübra Turgut

      İncelikli ve derin okumanız için teşekkür ederim. O 'durup nefes alma' ihtiyacını birlikte hissetmek çok değerli. Eksik olmayın.

  2. Elif ugar

    İnsanin ruhunu okşayan çok manidar bir yazı tebrik ederim.

    1. Merve Kübra Turgut

      Yazının ruhunuza dokunabildiğini bilmek çok kıymetli. Yorumunuz için teşekkürler.

Buradan nereye?

Aynı duyguda kal

Kalbin Unutulmuş Dili

Hatice Kübra YıldırımÖykü2 dk okuma

Dingin ve içe dönük anlatımıyla sakin bir okuma arayışına yakın duruyor.

Tamamen başka bir kapı aç

Yasın Sessiz Yoldaşları

Elif Çiçek AydınDeneme3 dk okuma

Bu eser hiçbir ölçüye bakılmadan, arşivin tamamından rastlantıyla seçildi.