İçeriğe atla

Gençliğin deminde özgürlük denen mefhumun tadına varmadı Mecnun, Leyla’nın aşkına düşeli. Kavuşamamanın adı aşk ise aşkın da derecesi vardı; onu doruğa çıkarana Leyla unvanı verilirdi, mısralar Leyla’yı bilirdi. Leyla doruklarda gezerken Mecnun çöllere nefyedildi.

"Çıkarana" dedim; evet, çünkü ancak Leyla’nın attığı adımlar nispetinde doruklara çıkabilirdi Mecnun. Leyla ona bir görünüp bir kaybolacaktı; bir konuşup üç susacaktı, Leyla, Mecnun’a deniz suyu içirip onu daha fazla susatacaktı. Netlik, Leyla’nın rengi değildi; o, grinin gölgelerinde dans ederken Mecnun’un özünü kurtlara kemirtecekti. (Leyla ne siyahtı ne beyaz; o, Mecnun’un kendi ışığını kırıp ona geri yansıtan aynalı bir sis perdesiydi. Mecnun çölü sevdi; çünkü çölün yakıcı sıcağı bile dürüsttü, Leyla’nın soğuk ve gri kararsızlığı gibi aldatıcı değildi.)

Ah Mecnun, zavallı Mecnun! Özünden öte mana yüklediğin bir Leyla için değer miydi alevleri yutmaya, huzuru hüzne değişmeye? Onca anlamı olan şu hayata, sırf o bir tek anlam yok diye küsmeye? Ama ben kime ne anlatıyorum ki? Kulağı sağır, gözü kör olan; içine düştüğü bu kuyudan çıkmak için çabalamak yerine kuyuya akseden ay ışığının gölgesine sevdalanan kişi bizim Mecnun değil mi? Kalbindeki kördüğüme, kurduğu hayallerle bir kördüğüm daha atan -adı üstünde- bizim deli Mecnun değil mi? (Mecnun için kuyuya vuran ay ışığının sahteliği, Leyla’nın hiç var olmamış hakikatinden daha iyiydi.)

Ah be Leyla... Yorulmadın değil mi yüzüne maskeler takmaya? Binbir çeşit karakteri sen mi bina ettin yoksa burçlara? Menzilinin ne olduğu bilinmedi hiç; iki noktaya anlam yüklemeye çalışan o kişi de sendin. Senin için pervane olan Mecnun’a ateş olmayı seçtin. O bir kuş olup uçmayı dilerken titrek kanatlarını kafese kapattın. Tam zifiriyi görecekken Mecnun, sen ölümün uğultusunu ondan önce duyar, gül gibi açan çehrenle gönlüne bahar oluverirdin. Korkardın; senin için dörtnala koşan kelimelerin hızının kesilmesinden, baharın gitmesinden, yaprakların dökülmesinden ve Mecnun sayesinde mağrur olan isminin silinip gitmesinden… (Sırf bu yüzden, onu iyileştirmek için değil, onun bu hastalıklı sevgisine muhtaç olduğu için tuttu yanında; zira Mecnun iyileşirse Leyla sıradanlaşacaktı!)

Baykuş kadar keskin bakışlarını, sırf Mecnun yumuşatsın diye arada bir ona ödünç verirdin. Ulu bir ağaç gibi onu koruduğunu, iyiliği için dallarınla üzerini örttüğünü söylerken sinsi sinsi köklerini yüreğinin en derinlerine salardın. Dallarına kargalar tüneyince, gövdende çatlaklar belirmeye başlayınca anlayacaktın eziyetin ne demek olduğunu. Fakat o vakit iş işten geçmiş olacak herkes için...

Mecnun, ettiği deliliği anladığında ömrünün en verimli çağını çoktan geride bırakmış olacak, imkânsız bir visalin hayaliyle. Zamanında Leyla'nın dışındaki tüm kelimeleri unutan Mecnun hatırlamak isteyecek onca şeyi… Fakat Alzheimer bile küsecek ona ve adı bile olmayacak bu unut/u/lu/şun. Hislerimin en ulaşılmaz zirvelere erdim sandığı, düşmekten başka bir şey değilmiş, diye serzenişte bulunacak koca bir geç/me/mişe… Leyla ise alıştığı gürültünün sessizliğinde delirme korkusunu tadacak. Yüz güzelliğinin resmedilişini göremeyecek artık çünkü fırçalar bile yenilecek ürkütücü derin çizgilerin karşısında.

Leyla siyah renge bürününce, Mecnun’un yaraları kabuk bağlayınca çok değişecek dünya, yabana giden bir hayatın tozuyla.

Aşk, birisine duyulan aşırı sevgi diye düşecek sözlüğe.

Aşık, neden düştüğüne yanacak o mütemadiyen gelen ikilemlere.

Maşuk ise neden daha fazla grileşmediğine.

Yazarın Eserleri

Bu yazarın şu an başka yayımlanmış eseri yok.

Okur araçları

Bu araçların verileri yalnız bu cihazda saklanır; sunucuya gönderilmez.

Kenar Defteri

Dilerseniz önce eserden bir bölüm seçin; notunuz o bölümle birlikte bu cihazda saklanır.

Moderasyon sonrası yayımlanır · e-posta adresiniz gizli kalır.
  1. Hicret

    Bunlar nasıl güzel satırlar. Leyla’ya hiç bu pencereden bakmamıştım. Mecnun ne kadar sevdiyse o kadar var olabildi Leyla. Ve Leylalar. Kaleminize sağlık

  2. G.Y

    Kaleminiz bize ilham oluyor. Yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz.🙂‍↔️🍀

  3. Melek

    Okurken bazı cümlelerde durup tekrar okudum. Leyla ile Mecnun’u bildiğimiz o aşk hikâyesinden çıkarıp bambaşka bir yerden anlatmışsın. Özellikle Mecnun’un aslında Leyla’dan çok kendi zihninde yarattığı Leyla’ya tutulması ve Leyla’nın da bu sevginin içinde kendi korkularıyla sıkışıp kalması çok etkileyiciydi. “İyileşirse Leyla sıradanlaşacaktı” kısmı ise bence yazının en vurucu yerlerinden biri. Çünkü bazen insan sevdiğini değil, onunla birlikte yaşadığı duyguyu kaybetmekten korkuyor. Çok düşündüren, yer yer can acıtan ama oldukça güçlü bir anlatım olmuş. Eline, yüreğine sağlık.

  4. Feyza

    Züleyha hocamın kaleminden güzellikler çıkmaya devam ediyor.Maşallah, başarıların daim olsun güzel hocam güzel dostum..💐

  5. Fatma

    İnsanın kalbi güzel olunca kaleminden güzel şeyler çıkıyor,maşallah canımın içi çok güzel olmuş emeğine sağlık ♥️♥️

  6. Zehra

    Kalbi güzel, kalemi güzel dostum.. Yazdıkların sadece okunmuyor insanın yüreğine dokunuyor. Yüreğine emeğine sağlık👏👏 Başarıların daim olsun..

Buradan nereye?

Tamamen başka bir kapı aç

Kalbin Unutulmuş Dili

Hatice Kübra YıldırımÖykü2 dk okuma

Bu eser hiçbir ölçüye bakılmadan, arşivin tamamından rastlantıyla seçildi.