İçeriğe atla

İnsan, sahip olduklarının kıymetini çoğu zaman elindekileri kaybetmeye başladığında anlar. Sağlık da böyledir. Varlığında fark edilemeyen, yokluğunda ise hayatın bütün anlamını değiştiren sessiz bir nimettir.

Güne yeniden başlayabilmek, derin bir nefesin içimizde bıraktığı huzuru hissedebilmek, sevdiklerimize dokunabilmek… Bunlar, çoğu zaman üzerinde durmadan yaşadığımız ama aslında hayatın bize her gün sunduğu çok değerli armağanlardır. Asırlar önce Kanuni Sultan Süleyman'ın dile getirdiği "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." sözü de sağlığın paha biçilemez değerini tek bir mısrada özetler.

Belki de hayatın en büyük yanılgısı, sağlığı hep bizimle kalacak sıradan bir gerçeklik sanmamızdır. Oysa onu korumanın ilk adımı, bedenimizin sessizce anlattıklarını zamanında duyabilmektir.

Aslında bedenimiz, yaşamımız boyunca bizimle konuşmayı hiç bırakmaz. Yorulduğumuzda dinlenmek istememiz, susadığımızda su aramamız, uykumuz geldiğinde göz kapaklarımızın ağırlaşması… Bunların hiçbiri rastlantı değildir. Beden, ihtiyaçlarını çok önceden fısıldar; mesele, o fısıltıları duyabilmektedir.

Modern yaşam, sunduğu konforla bizi fark ettirmeden hareketsizliğe alıştırıyor. Saatlerce aynı sandalyede kalan beden; omuz ağrılarıyla, bel sızılarıyla, ağırlaşan bacaklarıyla konuşmaya çalışıyor. Fakat gündelik telaş içinde bu ince uyarılar çoğu zaman ya duyulmuyor ya da dikkate alınmıyor. Oysa insan bedeni hareketle var olan kusursuz bir dengeye sahiptir. Bazen birkaç dakikalık bir yürüyüş, kısa bir mola ya da basit bir esneme hareketi bile kaybolan ritmi yeniden yakalamaya yeter.

Hareket yalnızca kasları güçlendiren bir alışkanlık değildir; insanın kendisiyle yeniden buluştuğu en doğal yolculuklardan biridir. Atılan her adım bedene canlılık, zihne ferahlık, ruha ise umut taşır. Kimi zaman birkaç adım, yalnızca bedeni değil, insanın içindeki yaşama sevincini de harekete geçirir.

Bedenimiz yalnızca hareketle değil, ona sunduğumuz lokmalarla da şekillenir. Her lokma, adeta bedenimizle kurduğumuz sessiz bir diyaloğun yeni bir cümlesidir. Doğaya yakın besinler bu diyaloğun en güzel kelimelerini oluştururken, aşırı işlenmiş gıdalar zamanla bu ahengi bozar. Her gün yaptığımız seçimler, yalnızca bugünkü enerjimizi değil, gelecekteki sağlığımızı da olumlu ya da olumsuz anlamda sessizce inşa eder.

Bedenimize karşı gösterdiğimiz her özenli tutum, aslında bize emanet edilen bir nimete duyduğumuz saygının ifadesi olarak görülebilir. Fakat insan, bedenine özen gösterirken hayatın mutlak sahibi olmadığı gerçeğini de unutmamalıdır. Çünkü sağlık, yalnızca bizim çabamızın değil; aynı zamanda bize bahşedilmiş büyük bir lütfun da eseridir.

Sağlık alanında çalıştığım yıllar boyunca, birçok insanın hastalığın kendisinden çok, zamanında önemsemediği küçük belirtileri fark edememiş olmanın pişmanlığını yaşadığına tanıklık ettim. Çoğu zaman göz ardı edilen bir yorgunluk, ertelenen bir ağrı ya da önemsenmeyen küçük bir değişiklik, yaklaşan bir hastalığın ilk habercisiydi. Ne var ki bu işaretlerin gerçek anlamı, çoğunlukla geriye dönüp bakıldığında anlaşılabiliyordu.

Bu mesleki yolculuk bana, bedenin sessiz dilini dinlemenin yalnızca sağlığı korumak değil, yaşamı daha derinden anlamak olduğunu öğretti.

Nitekim bu uyarıları dikkate almak yalnızca modern tıbbın değil, yüzyıllardır farklı kültürlerde benimsenen sağlıklı yaşam anlayışının da temel ilkelerinden biridir. Ancak sağlıklı bir hayat yalnızca hareket etmekten ve doğru beslenmekten ibaret değildir. Bedenin dili kadar ruhun sesi de sağlığımız üzerinde derin izler bırakır.

Bugün bilim de beden ile ruh arasındaki görünmez bağı daha iyi anlamamızı sağlıyor. Umut, şükür ve iç huzuru gibi olumlu duyguların bedenin iyilik hâlini desteklediği; stres, kaygı ve umutsuzluğun ise yalnızca ruhu değil, bedeni de yorduğu giderek daha açık biçimde ortaya konuyor. İnsan, ruhuna iyi geldikçe bedenine de iyi geliyor.

Biz farkında olmasak da kalbimiz durmaksızın atıyor, akciğerlerimiz nefes alıyor, milyarlarca hücremiz sessizce kendini yeniliyor. Hayatın en büyük mucizeleri çoğu zaman gözümüzün önünde değil, içimizde gerçekleşiyor. Kalbimiz yalnızca kan pompalamıyor; her atışıyla yaşamın hâlâ içimizde olduğunu hatırlatıyor.

Belki de önemli olan, bedenimizin sesini hastalıkla yükseltmesini beklemeden onun fısıltılarını duyabilmektir. Çünkü insan bedeni bağırmadan önce fısıldar. O fısıltıları zamanında duyabilenler yalnızca hastalıklardan değil, pişmanlıklardan da korunur.

Hayat bize en önemli gerçekleri çoğu zaman sessizce anlatır. Bedenimiz de o sessiz hakikatin en sadık tercümanıdır. Mesele, onun dilini hastalık başladığında değil, sağlık henüz bizimle birlikteyken öğrenebilmektir. Belki de sağlıklı bir yaşamın gerçek sırrı, tam da burada saklıdır.

Okur araçları

Bu araçların verileri yalnız bu cihazda saklanır; sunucuya gönderilmez.

Kenar Defteri

Dilerseniz önce eserden bir bölüm seçin; notunuz o bölümle birlikte bu cihazda saklanır.

Moderasyon sonrası yayımlanır · e-posta adresiniz gizli kalır.
  1. Emine Özakça Turan

    Harika, sade, samimi bir üslupla bizlere beden, ruh ve zihinsel sağlığımızı hatırlattığınız için teşekkür ediyorum.. Yüreğinize sağlık

  2. Sadet alliş

    Sade bir dil,anlaşılır ve bilgileri kolaylaştırır bir ifade ile anlatmam gerçeği yumuşak geçişler ile belirtmeniz çok güzel olmuş.Kaleminize yüreğinize sağlık olsun.Daim olsun...

  3. Melike

    Çok zarif ve derin bir yazı… Günlük koşturmacada unuttuğumuz "bir nefes sıhhatin" değerini harika hatırlatıyor. Bedenimize bir emanet gibi bakmak ve sağlığı hem çaba hem lütuf olarak görmek çok kıymetli. Kaleminize sağlık!

  4. Emin

    Beslenme, hareket, beden ve ruh sağlığı… İnsanın sağlıklı bir yaşam sürmesi, aslında önce bedenini, ardından kendini tanımasıyla başlıyor. Bu kadar karmaşık ve birbiriyle bağlantılı bir konuyu, okuyucuyu yormadan, son derece naif ve anlaşılır bir dille anlatmanız gerçekten çok kıymetli. Hem düşündüren hem de insana kendi yaşamına dönüp bakma fırsatı veren çok güzel bir metin olmuş. Kaleminize sağlık.

  5. Esma

    Açık net ifadeler derli toplu dikkat çekici samimi hem farkındalık hemde hoş bir okuma zevki sunuyor Teşekkür ederim

  6. tuğba aygün

    "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." çok güzel bir kaleminiz var. ağzınıza sağlık. yüreğinize sağlık. sağlık olmayınca hayatta hiç bir şey olmuyor. çok teşekkür ederim.

Buradan nereye?

Tamamen başka bir kapı aç

Kalbin Unutulmuş Dili

Hatice Kübra YıldırımÖykü2 dk okuma

Bu eser hiçbir ölçüye bakılmadan, arşivin tamamından rastlantıyla seçildi.